Kent Araştırmaları Enstitüsü bünyesinde Dr. Cemal Baş tarafından hazırlanan ve akademisyen ve yerel yönetim uzmanlarının katkılarıyla zenginleşen “Türkiye Yerel Yönetimleri COP31 Pozisyon Belgesi” yayımlandı. Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanan belge, Türkiye’deki belediyelerin iklim değişikliği alanındaki önceliklerini, uygulama deneyimlerini ve politika beklentilerini 100 somut öneriyle ortaya koyuyor.

Küresel iklim krizinin etkileri kentlerde giderek daha görünür hâle gelirken; su ve kanalizasyon hizmetlerinden ulaşıma, gıda güvenliğinden halk sağlığına, enerji dönüşümünden afet yönetimine kadar çok sayıda belediye hizmeti yeni risklerle karşı karşıya kalıyor. Küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 67-72’sinin kentsel alanlarla ilişkili olması ise kentleri yalnızca iklim değişikliğinin etkilerinin yoğun biçimde yaşandığı yerler değil, aynı zamanda çözümün geliştirileceği ve uygulanacağı başlıca merkezler hâline getiriyor.

Bu yaklaşımdan hareketle Kent Araştırmaları Enstitüsü tarafından hazırlanan “Türkiye Yerel Yönetimleri COP31 Pozisyon Belgesi”, yerel yönetimlerin iklim politikalarındaki rolünü güçlendirecek ortak bir politika çerçevesi sunuyor. Belge; belediyelerin mevcut kapasitelerini ve sahada karşılaştıkları güçlükleri ortaya koyarken merkezi yönetim, yerel yönetimler, akademi, özel sektör ve sivil toplum arasındaki iş birliğinin geliştirilmesine yönelik uygulanabilir öneriler getiriyor.

On Tematik Başlıkta 100 Politika Önerisi

Pozisyon Belgesi’nin tematik yapısı, COP31 Eylem Ajandası’nın öncelikleriyle uyumlu olarak oluşturuldu. Belgede her biri 10 politika önerisi içeren şu başlıklara yer verildi:

  • Sıfır Atık
  • Okyanuslar ve Denizler
  • Gıda Güvenliği
  • İklim Dirençli Şehirler
  • İklim Uygulama Köprüsü
  • Gençlik ve Eğitim
  • Yeşil Sanayileşme
  • Temiz Enerji Dönüşümü
  • Rio Sinerjisi
  • Dinamik ve Dayanıklı Sağlık Sistemleri

Bu başlıklar altında belediyelerin mali, teknik ve idari kapasitelerinin güçlendirilmesi; ulusal ve yerel veri sistemlerinin birlikte çalışabilir hâle getirilmesi; yerel iklim eylem planlarının stratejik planlar, bütçeler ve yatırım programlarıyla bütünleştirilmesi öne çıkan ortak politika alanları arasında yer alıyor.

Belgede ayrıca iklim ve afet planlarının ortak risk verileri ile izleme göstergeleri üzerinden uyumlaştırılması, küçük ve orta ölçekli belediyelerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması, yenilenebilir enerji yatırımlarındaki izin süreçlerinin sadeleştirilmesi ve iklim dirençli kentsel tasarım standartlarının geliştirilmesi öneriliyor. Gençlerin iklim eylemine katılımı, yeşil becerilerin desteklenmesi, gıda kayıp ve israfının azaltılması, kıyı alanlarında bütünleşik yönetim ve iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerinin yerel politikalara dâhil edilmesi de belgenin temel gündemleri arasında bulunuyor.

 

Akademik Bilgi ile Yerel Deneyim Buluşturuldu

Pozisyon Belgesi, aşamalı ve katılımcı bir yöntemle hazırlandı. İlk aşamada iklim değişikliği, kent politikaları ve yerel yönetimler alanındaki ulusal literatür ile temel politika belgeleri incelendi. Ardından hazırlanan ilk taslak, bilimsel değerlendirme ile belediyelerin uygulama deneyimlerini bir araya getiren iki aşamalı bir danışma sürecinden geçirildi.

27 Temmuz 2026 tarihinde Akademik Danışma Kurulu ve Belediye Odak Grubu için yapılan açık çağrıya 200’ün üzerinde başvuru alındı. Başvurular; uzmanlık, deneyim, çalışma alanıyla ilgililik, coğrafi dağılım ve kurumsal çeşitlilik ölçütleri doğrultusunda değerlendirildi.

Bu değerlendirme sonucunda 8 profesör, 10 doçent, 20 doktor ve bir uzmandan oluşan 39 kişilik Akademik Danışma Kurulu oluşturuldu. Kurulda Türkiye’nin 12 İBBS Düzey 1 bölgesinin 11’inden temsil sağlandı. Belediye Odak Grubu ise altı farklı bölgeden 16 katılımcıyı bir araya getirdi. Büyükşehir belediyesi, büyükşehir ilçe belediyesi, il belediyesi ve ilçe belediyesi olmak üzere dört farklı belediye türünün deneyimi hazırlık sürecine yansıtıldı.

Akademisyenlerin bilimsel değerlendirmeleri doğrultusunda geliştirilen taslak, ikinci aşamada Belediye Odak Grubunun incelemesine sunuldu. Böylece bilimsel bilgi ile yerel yönetimlerin sahadan taşıdığı ihtiyaç, deneyim ve uygulama sorunları aynı politika metninde buluşturuldu. Yüzlerce görüş ve önerinin değerlendirilmesinin ardından belgeye son şekli verildi.

 

Yerel Yönetimlerin COP31 Sürecine Kurumsal Katılımı Güçlendirilmeli

Pozisyon Belgesi, yerel yönetimlerin ulusal iklim politikalarının yalnızca uygulayıcısı değil; hedeflerin belirlenmesi, kaynakların tahsisi, uygulamaların izlenmesi ve politikaların geliştirilmesi süreçlerinin temel kurumsal ortakları olduğunu vurguluyor. Bu doğrultuda belediyelerin ulusal iklim politikası ve yatırım süreçlerinde düzenli ve kurumsal biçimde temsil edilmesi öneriliyor.

Belge, önceki COP süreçlerinde sınırlı kalan yerel yönetim katılımının COP31 ile birlikte kalıcı bir yapıya kavuşturulması çağrısında bulunuyor. Yerel yönetimlerin COP müzakerelerine ve ulusal delegasyon çalışmalarına sürekli katılımını sağlayacak mekanizmaların oluşturulması, kentler arası iş birliğinin geliştirilmesi ve uluslararası kararların yerel düzeyde izlenmesi bu yaklaşımın temel bileşenlerini oluşturuyor.

Kent Araştırmaları Enstitüsü, Pozisyon Belgesi’nin yalnızca COP31’e sunulacak dönemsel bir görüş metni olarak kalmasını değil; merkezi yönetim, belediyeler, akademi ve diğer paydaşlar arasındaki diyaloğu güçlendiren kalıcı bir başvuru kaynağı olmasını hedefliyor. Çalışmanın aynı zamanda iklim değişikliği, kentleşme ve yerel yönetimler alanında yeni araştırmalara, ortaklıklara ve uzun vadeli iş birliklerine zemin hazırlaması bekleniyor.

“Türkiye Yerel Yönetimleri COP31 Pozisyon Belgesi”ne Türkçe ve İngilizce olarak aşağıdaki bağlantıdan erişilebilir:

Türkiye Yerel Yönetimleri COP31 Pozisyon Belgesi’ni İncelemek İçin Tıklayınız