Çalışma
Programlarımız

Kentlerin karmaşık doğası ve çözüm bekleyen sorunları, kent üzerine düşünsel çalışmaların ve araştırmaların artırılmasını giderek daha önemli hale getirmektedir. Her ne kadar günümüzde bu tür çalışmalar niteliksel ve niceliksel olarak azımsanamayacak düzeyde olsa da, Kent Araştırmaları Enstitüsü olarak amacımız kenti farklı boyutları ile birlikte sistemli bir bütünlük halinde ele almaktır. Yenilikçi, yaratıcı ve etkin araçlar ile disiplinlerarası bir yaklaşım doğrultusunda mevcut sorunları fark edilir hale getirmek ve çözüm alternatifleri geliştirebilmek temel motivasyonumuzu oluşturmaktadır.   

Böylesi bir motivasyondan hareketle, tüm kentsel süreçleri kapsayacağını düşündüğümüz yedi farklı çalışma programı tanımlanmıştır. Alanında uzman akademisyenlerin direktörlüğünde yürütülen çalışma programları; güncel konuları tartışmaya açmak, sahanın deneyimini aktarmak, bilimsel ve toplumsal bilgi üretmek, üretilen bilgiyi yaygınlaştırmak ve toplumsal farkındalığı artırmak adına etkinlikler, yazılı ve görsel yayınlar, araştırmalar, içerik üretimi gibi araçlar ile çalışmalarını gerçekleştirmektedir.  

İnsanlık doğal kaynakları artı ürüne dönüştürmeye başladığından bu yana insan ve doğa arasındaki ilişki başka türlü bir evrimsel sürece girmiştir. Özellikle kentsel yaşamın keşfi ile başlayan ve bugün deneyimlediğimiz gezegensel kentleşme ile birlikte devam eden süreçte doğa “yaratıcı bir yok ediş” ile karşı karşıya kalmıştır. Aşırı kaynak tüketimi ve insanın doğa üzerinde kurduğu tahakküm büyük bir ekolojik krizin altyapısını hazırlamıştır. İnsanı doğadan ayrı tutan ve insan merkezci çevre anlayışı; gıda, su, iklim, küresel salgın hastalıklar gibi pek çok ekolojik krizi beraberinde getirmiştir. Artık yaşamın her alanında doğrudan deneyimlediğimiz bu krizin olumsuz etkilerine rağmen aşırı kentleşme, doğal kaynakların kontrolsüz kullanımı ve ekolojik tahribat hız kesmeden devam etmektedir. Yaşamı sürdürebilmek için doğaya olan ihtiyacın farkında olarak, insan merkezli bir anlayıştan doğa merkezli bir yaklaşıma dair radikal dönüşümün nasıl olacağını tartışmaya açmak günümüzün en hayati meselelerinden biri haline gelmiştir. Kent ve Ekoloji Çalışmaları Programı; insan-doğa ve kent-kır arasındaki sürdürülebilir ilişkinin inşası için mevcut problemleri tanımlamayı, bunların çözümlerine yönelik güncel perspektifleri keşfetmeyi ve uygulanabilir modeller ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda iklim krizi ve beraberinde getirdiği doğal afetlerin etkilerinin azaltımı ile uyum süreçleri, gri/mavi/yeşil altyapıların planlanması ve uygulama modellerinin tartışılması, yere özgü doğa tabanlı çözümlerin geliştirilmesi, ekosistem hizmetlerinin ekonomik, ekolojik ve toplumsal boyutları ile düşünülmesi program kapsamında yer verilecek konulardır.
Kent ve Ekoloji Çalışma Programı; bilimsel araştırmalar, yayınlar, raporlar ve analizlerle ortaya çıkışı itibariyle yerel ancak etkileri itibariyle küresel ölçekteki ekolojik sorunların çözümüne katkı sunmayı hedeflemektedir. Benzer şekilde söyleşiler, sempozyumlar vb. ile bilgi paylaşım platformları oluşturarak doğayı merkeze alan etkinlikler yürütmeyi amaçlamaktadır.
 
 
Toplumlar içinde yaşadıkları mekânları inşa ederken, bu mekânlar da insanların kültürünü ve kimliğini inşa eder. Bu etkileşim sürecinde üretilen mekânsal bellek; yerin kimliğinin oluşması, toplumsal aidiyetin sağlanması, toplumsal ortak hafızanın ve kültürün üretilmesinde önemli bir ara yüzdür. Mekânın sahip olduğu soyut-somut değerlerin anlamının korunarak gelecek kuşaklara aktarılması, kentlerin tarihsel ve kültürel katmanlarının sürekliliği ile birlikte yeni toplumsal anlamların ve kullanım değerlerinin üretilmesi belleğin sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından hassasiyetle ele alınması gereken bir konudur. Özellikle hız ve iktisadi öncelikler ile karşılık bulan günümüz kentleşme dinamikleri içerisinde, geçmişin ürettiği değerleri yarına aktarırken bugünün özgün değerlerinin de buna nasıl entegre edilmesi gerektiği üzerinde düşünülmesi gereken kritik bir mesele olarak karşımıza çıkmaktadır. Güncel kentleşme pratikleri genelde var olanı yıkıp, yeniden yapma yaklaşımını benimsediğinden fiziksel çevre sürekli ve hızlı bir değişim ve dönüşüme uğramakta, bu sırada mekânın içerdiği bellek ve kültürel değerler de ortadan kaldırılmaktadır. Bu tür müdahalelerin yanı sıra; mekânın hafıza işlevi plansız kentleşme, yoğun nüfus akışı gibi olaylardan da etkilenir. Böylesi köktenci ve yoğun müdahaleler, mekânın yeniden biçimlenmesine yol açarak mekâna ve topluma ait değerlere zarar vermektedir. Mekân, Kültür ve Bellek Çalışmaları, kente yapılan kurumsal ya da bireysel her türlü müdahaleleri dikkate alarak kimi zaman geçmişin izlerini sürmeyi kimi zaman da günümüze ulaşan mirası nasıl geleceğe aktarabiliriz sorusunun cevaplarını aramayı amaçlamaktadır. Böylece kentin belleğinin ve kültürünün korunması için, yenilikçi yaklaşımlar ortaya koyarak ve uygulama modelleri üreterek katkı sunmayı hedeflemektedir. Bu çerçevede mekânsal belleği oluşturan her türlü sosyo-mekânsal süreç -kentin anonim kültürünü üreten kamusal mekânları, katmanlaşarak günümüze ulaşan tarihi dokuları, endüstriyel, kültürel ve ekolojik mirası, etnik ya da sınıfsal farklılıkların doğurduğu özgün mekânsal biçimlenişler ve değerler- programın çalışma kapsamında yer almaktadır.
Mekân, Kültür ve Bellek Çalışmaları Programı, söz konusu hususlara yönelik nitelikli ürünler ortaya koyabilmek ve bu konular üzerinde çalışanları bir araya getirerek bilgi paylaşımını sağlamak amacıyla bilimsel araştırmalar, yayınlar, raporlar, analizler üretmek ve seminerler, çalıştaylar, webinarlar dizisiyle paylaşım platformları oluşturmayı hedeflemektedir. Bunların yanı sıra özgün kentsel dokulara saha gezileri düzenleyerek deneyimsel bilgi aktarımına da zemin oluşturmayı amaçlamaktadır.
Artan kentsel nüfus ve yayılmacı kentleşme politikaları ile birlikte mekândaki hareketliliği sınırsızlaştırma eğilimi ulaşımı kritik bir kentsel fonksiyon haline getirmektedir. Küreselleşen ulaşım ağları ve farklı ölçeklerde sürekli olarak artan erişilebilirlik talebi, doğru politika ve uygulama araçları ile bir bütün olarak planlanmadığında ekonomik, ekolojik ve toplumsal sorun alanlarını da beraberinde getirmektedir.
Özellikle kent ölçeğinde ele alındığında, kentlerde gündelik yaşamın en önemli parçası olan kentiçi ulaşım, temel sorun alanlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Hem sürdürülebilirlik bağlamında hem de bir hak olarak düşünülmesi gereken kentiçi ulaşım, yaya dolaşımı ile birlikte çeşitlenen ulaşım modlarının bütünleşmesini ve farklı kullanıcı gruplarını göz önünde bulunduran bir sistemin bütünlüğünü sunmak zorundadır. Oysa kentiçi ulaşıma dair mevcut politikalar toplu taşıma sistemlerini ve çevreci ulaşım çözümlerini içermek yerine özel araç kullanımını destekleyen uygulamalar ile sürdürülebilir ve karşılanabilir olmayan bir ulaşım yapısı ortaya koymaktadır.
Ulaşım planlamasında geleneksel yaklaşımlarda taşıtlara öncelik verilirken, çağdaş yaklaşımlarda öncelik insandadır. Ulaştırma altyapısının inşasından önce, çevreye duyarlılık gözetilmektedir.
Üst ölçekte kent içi ulaşımın ana şemasının planlanması etkin bir sistem kurgusu için önem taşısa da bu ölçekte farklı kentli gruplarını ve onların ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran çözümleri ayrıntılandırmak oldukça güçtür. Bu tür çözümler için gündelik yaşam ölçeğinde ve farklılaşan kentli kesimlerini tanımlayan yaklaşımlara ihtiyaç vardır. Her ne kadar kent içi ulaşım planlarının bütüncül ve işlevsel bir sistem kurma adına benimsedikleri ilkeler, belirli hedefler ile ürettikleri çözümler önem taşısa da bu teknik sürecin yanında kullanıcıların gündelik yaşamlarını kolaylaştıracak orta ve alt ölçekli çözümlerin geliştirilmesi de önem kazanmaktadır. Bu anlamda iyi planlanmış bir ulaşım sistemi kullanıcıların ihtiyaçlarını her ölçekte karşılayan ve taleplerine cevap verebilen bir sistem anlamına gelmektedir.
Kent içi ulaşım meselesi ulaşım hakkı bağlamında ele alındığında, bir kamu hizmeti olan toplu taşımanın sunumunun niceliksel ve niteliksel kalitesi ilk akla gelen konu olmaktadır. Sunulan ulaşım alternatifleri, bunların bütünleştirilmesi, sağladıkları erişilebilirliğin ölçeği, ücret tarifeleri öncelikli konular olarak karşımıza çıkmaktadır. Ulaşım hakkı sadece toplu taşıma hizmetleri ile sınırlandırılamayacak bir içeriğe sahiptir. Kent içinde yaya dolaşımını sağlayacak fiziksel çevrenin üretilmesi, bisiklet gibi diğer bireysel ulaşım alternatiflerinin geliştirilmesi, otomobili esas alan fiziksel düzenlemelerin diğer ulaşım türleri lehine dönüştürülmesi de önemli bileşenler arasında yer almaktadır. Ancak tüm bu sözü edilen ulaşım hakkı içeriğinin hayata geçirilmesinde kritik nokta kentte yaşayan farklı kentli kesimlerini dikkate alan yaklaşımların geliştirilmesidir. Farklı ulaşım türlerini kullanıcı odaklı ele alarak, dezavantajlı kullanıcıların toplu taşımanın farklı türlerinde, yaya olarak ve otomobil dışındaki diğer bireysel ulaşım alternatiflerinde (bisiklet vb.) karşılaştıkları sorun alanlarına ilkesel düzeyde üretilmiş politikaların da geliştirilmesi gerekmektedir. Karar vericilerin böyle bir yaklaşımı benimseme yönünde eğilimleri olsa dahi bunu gerçekleştirmeyi sağlayacak ilkelerin neler olabileceği konusunda araştırmalar henüz çok yenidir.
Bu program kapsamında; öncelikli olarak kentiçi ulaşıma odaklanan, ancak bütüncül bir yaklaşım doğrultusunda her ölçekte yenilikçi ulaşım sistemleri ve çözüm önerileri üretmeye yönelik araştırmalar yapılması ve bilgi paylaşım platformları oluşturulması hedeflenmektedir.
2000’li yıllar konutun toplum ve ekonomi açısından rolünü ve anlamını yeniden düşünmeyi gerektiren ekonomik krizler, afetler, uluslararası göçler ve salgın hastalık gibi pek çok olaya tanıklık etti. Yaşanan gelişmelerin var olan toplumsal ve mekânsal eşitsizlikleri daha da derinleştirmesi ile birlikte pek çok ülkede hükümetler konut araştırmalarına yöneldi ve bu araştırmalar doğrultusunda konut politikaları yenilendi, güncellendi. Bu doğrultuda, konut çalışmaları son on yıldır önemli bir dönüşüm geçiriyor. Ülkemizde de konut konusunda düşünce geliştirmek, konut sorunlarını anlamak ve sorgulamak ve bununla ilişkili bir Konut Çalışmaları Programı başlatmanın tam zamanı. Konut Çalışmaları Programının temel hedefi Türkiye’de kökeni geçmişe dayanan, bugün deneyimlediğimiz ve geleceğe aktarılması muhtemel konutla ilişkili konuları ve sorunları çok yönlü bir şekilde inceleyerek bütüncül bir perspektif ile çözüm odaklı çalışmalar yapmaktır. Eğitim, araştırma, akademi ve politika alanlarındaki ihtiyaçları karşılamak üzere, doğası gereği pek çok disiplinin kesişiminde yer alan konut çalışmalarının çok disiplinliğini de gözeterek, nicel ve nitel desenli araştırmaların yol göstericiliğinde yürütülecek olan programda kongre, kitap dizisi ve webinarlarla birlikte dinamik bir süreç tasarımı planlanmaktadır.
Konut toplumsal açıdan birçok işleve sahiptir. Diğer yandan konutun üretim ve tüketim süreci çok sayıda aktörü bir araya getirmektedir. Konutu bir sorun alanı haline getiren nokta da bu çok işlevli ve çok aktörlü yapısıdır. Konutun esas işlevi insanın var oluşundan bu yana en temel gereksinimlerinden biri olan barınmadır. Günümüzde konut barınma işlevinin yanı sıra bir tüketim ve yatırım malı olmak, ekonomik güvence sağlamak, işgücünün ve toplumsal ilişkilerin yeniden üretilmesinde rol oynamak gibi işlevlere sahiptir. Bu çok işlevlilik sebebiyle talep tarafında farklı ihtiyaç ve beklentilere sahip aktörlerin ortaya çıktığı, arz tarafında ise özel sektörün egemenliğinde ihtiyaçlardan çok beklentileri karşılamaya yönelik bir konut sektörü geliştiği görülmektedir. Bunun sonucunda, toplumun farklı kesimleri açısından konut sunumu, finansmanı, erişilebilirliği ve konut/yaşam koşulları konularında karmaşık problem alanları ortaya çıkmaktadır. Konut alanında bir diğer aktör ise devletin kendisidir. Konutun bir insan hakkı olması sebebiyle tamamıyla serbest piyasaya terkedilmesinden doğacak olumsuz sonuçları önlemek gerekçesi devletin konut piyasasına çeşitli müdahalelerde bulunmasının temelini oluşturmaktadır. Bu müdahaleler kimi zaman çözümün bir parçası iken kimi zaman yeni bir sorun alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çok işlevli ve çok aktörlü yapı içerisinde konutla ilişkili sorunların çözümü için çok yönlü düşünce geliştirmek ve farklı disiplinlerin sunacağı perspektiflerden ve araçlardan faydalanmak kaçınılmazdır.
Yukarıda sayılanlar doğrultusunda Konut Araştırmaları Programı; konutun sunumu ve finansmanını biçimlendiren mekanizmalar/araçlar, insan hakkı olarak konut, karşılanabilir konut, kiralık konut piyasası, konut kültürü, sürdürülebilir konut ve konut çevreleri gibi geniş bir yelpazeye yayılan konuları çalışma programı kapsamında ele alacaktır. Konut Çalışmaları Programı kapsamında, konutu farklı boyutları ile ele alan saha araştırmaları ve çözüm odaklı raporlar hazırlanarak kavramsal, kuramsal ve uygulamaya dönük tartışmalara katkı sunmak hedeflenmektedir. Ayrıca, konut sorunu konusunda farklı alanlarda çalışmalar yürüten aktörleri bir araya getirerek bilgi paylaşımı sağlayacak ve ortak aklın mümkün kıldığı çözümlerin üretilmesine olanak tanıyacak platformların oluşturulması amaçlamaktadır.
 
 
Kent yönetiminin anlamının değişime uğradığı, daha fazla katılım ve daha fazla ortaklaşma için arayışların sürdüğü günümüzde, kent demokrasisinin inşasını ve uygulamada karşılık bulmasını sağlayacak çalışmalara olan ihtiyaç giderek artmaktadır. Kentsel yaşamın sunduğu tüm avantaj ve dezavantajları birlikte deneyimleyen kentlilerin, yaşamları üzerinde karar alma hakları olduğu kaçınılmaz bir gerçekliktir. Bu bağlamda karmaşık kentsel süreçler içerisinde hem yerel yönetimler hem de kentliler nezdinde demokratikleşmeyi amaçlayan çalışmalar yaparak uygulanabilir kent yönetimi modelleri üretmek Kent Yönetimi ve Demokratikleşme Çalışmaları Programının temel amacıdır. Program; kentlerin aktif yurttaşlık ve kentlilik bilincine sahip olunması gereken, yerel demokrasinin uygulama alanı olması nedeni ile kentlilerin kendilerini ilgilendiren tüm kentsel süreçler hakkında karar aldıkları, demokrasinin geliştiği ve yerel demokrasi uygulamalarının pratiğe dönüştüğü etkili alanlar olmasını hedefler. Kent hakkının talep edilmesi için toplumsal tabanda gerekli farkındalığın oluşturulmasına, bu talebe karşılık yerel yönetimlerin öncülüğünde kent hakkının tesis edilmesi için gereken adımların atılmasına yönelik yenilikçi fikir ve uygulamaların üretilmesi önem taşımaktadır. Bu çerçevede toplumsal gelişme ve kentsel kalkınmaya temel oluşturacak kent vizyonunun tanımlanmasından, bu vizyonu somutlaştıracak politika ve stratejilerin belirlenmesine, yapılı çevre üretiminin altlığını oluşturan planlama ve tasarım süreçlerinden, kentsel hizmetlerin üretimi ve sunumuna kadar kent yönetimi kapsamında ele alınabilecek tüm konu ve problem alanları bu program dahilinde incelenecektir. Tüm bunlar ile birlikte yerel yönetimler ve halihazırda yürüttükleri belediyecilik çalışmalarının takip edilmesi, katılımcı kent yönetimi modelleri ve yenilikçi katılım araçlarına dair önerilerin geliştirilmesi da program kapsamında yer alacaktır.
Kent Araştırmaları Enstitüsü, kente dair taleplerin oluşturulması ve sunulmasında, ortaklaştırılmış kent yönetimi için gerekli araçların ve uygun ortamın geliştirilmesi amacıyla bilimsel araştırmalar, yayınlar, raporlar, analizler, seminerler ve çalıştaylar düzenleyerek kent yönetiminde demokratikleşmeye katkı sunmayı amaçlamaktadır.
 
 
Kentler toplumların varlığını sürdürdüğü birer sahne olmanın ötesinde; toplum ile etkileşim halinde, toplumsal olarak üretilen ve aynı ölçüde toplumsal yapıyı biçimlendiren olgulardır. Fiziksel bir mekân olmaktan daha fazlasını ifade eden kent, bu tür bir yaklaşımda sosyo-mekânsal bir örüntü olarak ele alınır. Bu nedenle toplumsal olaylar gerçekleştiği, etkilediği ve etkilendiği mekânların ayrılmaz bir parçasını oluşturur.
Toplumsal yapıyı oluşturan öznenin demografik, sınıfsal ve kimliğe dair özellikleri toplumu yeteri kadar heterojen bir yapı haline getirirken; toplumsal süreçlerin farklı veçheleri ve bunların kentsel/mekânsal tezahürleri oldukça karmaşık bir sosyo-mekânsal yapıyı beraberinde getirmektedir. Bu yapı kimi zaman derinleşmiş problem alanlarını içerirken kimi zaman da çözümleri ve fırsatları kendinde barındırmaktadır. Kent ve Toplum Çalışmaları Programı; sosyo-mekânsal yapının halihazırda ortaya koyduğu problemleri ve bunların altında yatan sebeplerin, dinamiklerin, sonuçların izlerini sürmeyi, alternatif yaklaşımlar ve çözümler üretmeyi, olası fırsatları keşfetmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda; mevcut kentleşme süreçlerinin yaşam alanlarını sömürgeleştiren, yerinden edilme ve mülksüzleştirmeye zemin hazırlayan ekonomi politiğinden, (zorunlu) göçün tetiklediği sosyo-mekânsal dönüşüme, toplumsal ve mekânsal kamusallığı aşındıran siyasal ve ideolojik mekanizmalardan,  toplumsal cinsiyet eşitliğini, dezavantajlı grupları ve azınlık kimliklerini görmezden gelerek mekânda öteleyen/ötekileştiren kent politikalarına ve tüm bunların doğurduğu kentsel toplumsal hareketlere kadar kent, toplum ve mekân ilişkisini ortaya koyan tüm çalışmalar program dahilinde irdelenebilecektir.
Kent ve Toplum Çalışmaları Programı; söz konusu sosyo-mekânsal süreçlere yönelik bilimsel araştırmalar, yayınlar, raporlar hazırlayarak yazına katkıda bulunmayı, seminer, söyleşi, sempozyum gibi etkinlikler ile paylaşım platformlarına imkân sağlamayı hedeflemektedir.
 
 
Kent olgusunun ortaya çıkışını tetikleyen ve günümüzde de kentleşme dinamiklerinin omurgasını oluşturan temel yapı ekonomidir. Başta metropol kentler olmak üzere kentlerin tanımlanmasında ekonomik ölçüt büyük bir öneme sahiptir. Fakat bugün geldiğimiz noktada hakim ekonomik paradigma benimsediği yoğun kaynak ve emek tüketimi ile büyük bir krizin içerisine girmiştir. Özellikle kentleşme ve yapılı çevre üretiminden beslenen ekonomi, üretken olmayan ve çevresel tahribatı yüksek bir gidişatı ortaya koymaktadır. Yerel, ulusal ve küresel ölçekte açmazlara sahip, tek yönlü girdi-çıktı ilişkisi ve kâr maksimizasyonu eksenli doğrusal ekonomi, özellikle yerel ölçekte sınırsız gibi düşünülen kaynakların daha hızlı tükenmesine sebep olarak, beraberinde kentte yoksulluğu ve sosyo-ekonomik dar boğazları ortaya çıkaran bir modeli tanımlar. Bir yanda modelin ürettiği toplumsal adaletsizlikler diğer yanda verimsiz ve kontrolsüz doğal kaynak kullanımı gelecek açısından önemli tehditler oluşturmaktadır. Bu bağlamda sürdürülebilir toplumsal kalkınma ve ekolojik hassasiyetlere dayalı yeni bir ekonomi paradigmasına ve bunun uygulama araç ve mekanizmalarına olan ihtiyaç her geçen gün daha da hissedilir hale gelmektedir.
Yeni ekonomi modeli tartışmaları dahilinde sıklıkla karşılaşılan döngüsel ekonomi ve dijital ekonomilerin kentsel süreçler açısından etkileri, uygulanabilirlikleri dikkate alınması gereken güncel konular olarak önümüzde durmaktadır. Özellikle döngüsel ekonomi yaklaşımının üretimde kullanılan tüm kaynakların tekrar değerlendirme, dönüşüm ve yeni değerler üretmeye dayalı anlayışı, içinde bulunduğumuz ekolojik kriz sürecinde ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Kentleşme ve (Döngüsel) Ekonomi Çalışma Programı; çevreyi odağına alan ve hem toplumsal hem de ekolojik sürdürülebilirliğe zemin hazırlayabilecek, günümüz ihtiyaçlarına cevap verebilecek, kent ölçeğinde uygulanabilir ekonomi çözümleri üretmeyi amaçlamaktadır. Kent ekonomisi bağlamında yaratıcı endüstrileri ve güncel kentsel sektörleri de yeniden düşünmeyi gerektiren program dahilinde; yenilikçi ve sürdürülebilir ekonomi yaklaşımlarının bileşenlerinin tanımlanması, ilişkilerin çözümlenmesi ve gerekli altyapıların oluşturulmasına yönelik alternatiflerin geliştirilmesi öncelikli gündemler arasında yer almaktadır. Bununla birlikte mevcut ekonomi politiğe ve doğrusal ekonomi modeline dair gerçekleştirilebilecek eleştirel çalışmalar da bu programın kapsamında ele alınabilecektir.
Programın tanımladığı kavramsal çerçeve içerisinde; çeşitli bilimsel araştırmalar, raporlar, saha araştırmaları ve analizler üretilerek uygulamaya ve ilgili yazına katkı sunulması hedeflenmektedir. Bununla birlikte sempozyum ve söyleşiler gibi etkinlikler ile etkileşimli platformlar aracılığı ile bilgi paylaşımına imkân sağlanması da amaçlamaktadır.