Kent Araştırmaları Enstitüsü öncülüğünde, uluslararası paydaşların katılımıyla düzenlenen 10. Kent Araştırmaları Kongresi, 22-24 Ekim 2025 tarihleri arasında Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te gerçekleştirildi. "Kentsel Gelişim: Süreçler, Sorunlar ve Çözümler" ana temasıyla toplanan kongre, deprem sonrası dirençlilikten dijital dönüşüme, göçten iklim adaletine kadar şehirlerin küresel ve yerel sorunlarını masaya yatırdı.

Uluslararası Balkan Üniversitesi (International Balkan University), Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Prof. Dr. Sadettin Ökten Şehir Düşünce Merkezi, TİKA, ADAMOR ve İdealkent gibi önemli kurumların iş birliğiyle düzenlenen kongre, Balkanların kalbi Üsküp’te bilim insanlarını bir araya getirdi. Üç gün süren etkinlikte, Türkiye’den ve dünyadan akademisyenler, şehirlerin karşı karşıya olduğu çok boyutlu krizleri ve çözüm önerilerini tartıştı.

Kongrenin 22 Ekim Çarşamba günü gerçekleşen açılış oturumu yoğun bir katılımla başladı. Açılış konuşmalarını Marija Miloshevska Janakieska, Zafer Çelik, Yahya Aydın, Emir Osmanoğlu, Lütfi Sunar ve Mehmet Tevfik Göksu gerçekleştirdi

Açılışın en dikkat çeken bölümü ise duayen isim Prof. Dr. Sadettin Ökten’in verdiği “Açılış Konferansı” oldu. Prof. Dr. Lütfi Sunar’ın “Çerçeve Konferansı” verdiği program, Dr. Gregor Čok ve Dr. Elvida Pallaska’nın davetli konuşmacı olarak yer aldığı panellerle zenginleşti.

“Kenti Anlamak, Yaşamı Güzelleştirmektir”

Kongrenin açılışında Kent Araştırmaları Enstitüsü adına selamlama konuşması yapan Genel Direktörü Emir Osmanoğlu, kent araştırmaları alanında 10. kez bir araya geldiklerini vurgulayarak kongrenin ev sahipliği ve destekçilerine teşekkür ederek Kentsel gelişim temasının, içinde yaşadığımız dönemin şehircilik tartışmalarını daha anlamlı biçimde ele almak için güçlü bir çerçeve sunduğunu ifade etti. Osmanoğlu, kentlerin aynı anda hem teknolojik ilerleme ve ekonomik büyümenin merkezleri hem de eşitsizliklerin, kentsel adaletsizliklerin ve ekolojik kırılganlığın en keskin biçimde yaşandığı alanlar olduğuna dikkat çekti.

İnsanı ve kenti anlama ve yaşamı güzelleştirme hedefine hizmet etmesi bakımından kongrenin önemine değinen Emir Osmanoğlu “kenti anlamak, yalnızca haritaları ve istatistikleri değil; mülkiyetin, emeğin ve yaşamın ürettiği gerilimleri, eşitsizliği besleyen yapısal dinamikleri ve yerel yönetimlerin bu süreçteki rolünü çözümlemeyi gerektirdiğini de vurguladı. “Yaşamı güzelleştirmek” sorumluluğunu taşıdıklarını ifade eden Osmanoğlu kongrede tartışılan her bildirinin, daha adil, daha sürdürülebilir ve daha yaşanabilir kentlere dönük somut adımlar üretmesini hedeflediklerini belirtti.

Deprem Gerçeği ve Dirençli Kentler: 1963 Üsküp’ten 6 Şubat’a

Kongrenin en çarpıcı oturumlarından biri, afet yönetimi ve kentsel dirençlilik üzerineydi. Üsküp’ün 1963 depremi sonrası yeniden inşa süreci ile Türkiye’nin yaşadığı 6 Şubat depremleri karşılaştırmalı olarak ele alındı. “Kentsel Gelişim: Süreçler, Sorunlar ve Çözümler” teması altında gerçekleşen oturumlarda, 1963 Üsküp depremi sonrası yeniden yapılanma bir afet yardım modeli olarak incelenirken, 6 Şubat depremlerinin Malatya kent kimliği üzerindeki etkileri de tartışıldı. Ayrıca Kuzey Makedonya ve Türkiye deneyimlerinin karşılaştırıldığı sunumlar, afet sonrası kentsel yenilemenin sürdürülebilirliği üzerine önemli veriler sundu.

Dijital Dönüşüm ve Akıllı Şehirlerin Geleceği

Teknolojinin kent yönetimindeki yeri, kongrenin bir diğer ana eksenini oluşturdu. “Kentlerin Geleceği: Dijital Dönüşüm ve Yönetişim” başlıklı oturumlarda, blokzincir (blockchain) teknolojisinin belediyelerde uygulanabilirliğinden, afet odaklı dijital ikiz projelerine kadar yenilikçi yaklaşımlar sunuldu. Özellikle İstanbul, Barselona ve Amsterdam örnekleri üzerinden akıllı şehir uygulamalarının kentsel mekân üretimine etkileri irdelendi. Sanayi 5.0 bağlamında kentsel metabolizma ve dirençlilik ilişkisi de teknik oturumlarda detaylandırıldı.

Kentsel Eşitsizlikler, Göç ve Mekânsal Adalet

Kongrenin ikinci ve üçüncü günlerinde sosyal bilimler perspektifi ağırlık kazandı. “Kentsel Ayrışma ve Eşitsizlikler” oturumunda, İzmir Narlıdere ve İstanbul’daki sınıfsal ayrışma pratikleri, lüksün mekânsal dağılımı ve “görünmeyen” dezavantajlı gruplar ele alındı.

Göç ve entegrasyon başlığı altında, Suriyelilerin geri dönüş süreçlerinin Gaziantep ekonomisine etkisinden, İtalya Modena’daki Türkiyeli göçmenlerin deneyimlerine kadar geniş bir yelpazede bildiriler sunuldu. Ayrıca Kilis’teki “madunlar ve müşterekler” üzerine yapılan çalışmalar, kentsel yoksulluk ve sosyal uyum tartışmalarına derinlik kattı.

Çevre, İklim Adaleti ve Gıda Güvenliği

Kongrede dikkat çeken bir diğer başlık “Mekânın Cinsiyeti” oturumu oldu. Erzurum örneği üzerinden yürünebilirlik ve kadınların mekânsal stratejileri toplumsal cinsiyet perspektifiyle incelendi. Adıyaman örneğinde toplumsal cinsiyete duyarlı afet yönetimi konusunun gündeme getirilmesi, afet çalışmalarında kapsayıcılığın önemini vurguladı.

Küresel iklim krizi karşısında kentlerin durumu, “Kentsel Mekân, Çevre ve İklim Adaleti” oturumlarında tartışıldı. Kentsel ısı adalarının sosyoekonomik yansımaları, yeşil soylulaşma (green gentrification) ve sürdürülebilir kent politikaları masaya yatırıldı. Ayrıca İstanbul-Silivri örneği üzerinden gıda tedariğindeki kırılganlıklar ve kentsel tarımın stratejik önemi vurgulanarak, gıda güvenliği konusuna dikkat çekildi.

Kapanış ve Gelecek Vizyonu

Üç gün süren yoğun akademik maraton, Prof. Dr. Zafer Çelik’in moderatörlüğünde Türkiye’nin şehircilik alanındaki isimlerinden Prof. Dr. Ruşen Keleş ve Prof. Dr. Metin Şenbil’in katıldığı kapanış oturumuyla sona erdi.

  1. Kent Araştırmaları Kongresi, sadece akademik bildirilerin sunulduğu bir platform olmanın ötesinde, konut krizinden turizmin dönüştürücü etkisine, şehir diplomasisinden kültürel mirasa kadar şehri ilgilendiren her konunun, Üsküp gibi tarihi bir laboratuvarda tartışıldığı bir zirve olarak kayıtlara geçti.

Kongre bildiri özet kitabına erişmek için: https://www.kentarastirmalari.org/icus2025/wp-content/uploads/2025/12/10.-KAK-bildiri-ozetleri-101225-1.pdf