Kent Araştırmaları Enstitüsü’nün düzenlediği 9. Kent Araştırmaları Kongresi’nde, afet yönetimi, sürdürülebilir kentsel direnç ve iklim değişikliği konuları alanında uzman isimlerin katkılarıyla ele alındı. Kongrenin davetli konuşmacıları Prof. Dr. Mehmet Eryılmaz, Prof. Dr. Serap Kayasü ve Prof. Dr. Joern Birkmann, kentlerin kırılganlıklarına karşı dirençli planlama ihtiyacına dikkat çekti.
Kent Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen ve bu yıl “Dirençli Kentler ve Toplum” temasıyla gerçekleştirilen 9. Kent Araştırmaları Kongresi, ulusal ve uluslararası ölçekte önemli akademisyenleri bir araya getirdi. Kongreye davetli konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Mehmet Eryılmaz, Prof. Dr. Serap Kayasü ve Prof. Dr. Joern Birkmann kentlerin afetler ve iklim krizleri karşısındaki direnç stratejilerini disiplinler arası bir yaklaşımla tartışmaya açtı.
“Triyaj yalnızca sağlık personelinin değil, tüm toplumun sorumluluğudur”
Afet Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Eryılmaz, Prof. Dr. Zafer Çelik’in oturum başkanlığını yaptığı konuşmasında, kentlerin afet karşısında sergilediği direnç düzeyine dikkat çekerek triyaj kavramının yalnızca sağlık sistemiyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı. 6 Şubat depremlerinden örnekler vererek, çoklu afet durumlarında kentlerin yönetim kapasitesinin sınırlarına işaret eden Eryılmaz, “Triyaj, önceliklendirmenin ahlaki, kültürel ve toplumsal değerlerle şekillendiği bir mekanizma olarak ele alınmalı” dedi. Eryılmaz’a göre, afetlere hazırlık yalnızca teknik donanımla değil, aynı zamanda toplumsal bilinç ve koordinasyonla mümkün olabiliyor.
Kayasü: “Toplumsal dirençlilik bireysel etkileşimden doğar”
ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Kayasü ise sürdürülebilirlik, yapay zekâ, dönemsel ekonomi politikaları ve toplumsal uyum gibi kavramlar çerçevesinde kent planlamasında dirençlilik temelli bir dönüşüm çağrısında bulundu. Emir Osmanoğlu’nun oturum başkanlığını yürüttüğü konuşmasında Kayasü, bireysel düzeyde kurulan sosyal ilişkilerin toplumsal dirençliliğin temel yapı taşını oluşturduğunu belirtti: “Birbirimize geri bildirim verebilmek, ortak etkileşim alanları yaratmak, bireysel dirençliliği ve dolayısıyla toplumsal uyumu güçlendirir.” Kayasü’ye göre, dirençli kentler inşa etmeden dirençli toplumlar yaratmak mümkün değil.
Birkmann: “Kentler, iklim değişikliğine karşı yetersiz kalıyor”
Kongrenin çevrimiçi davetlisi Stuttgart Üniversitesi Mekânsal Planlama ve Bölgesel Kalkınma Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Joern Birkmann ise, Doç. Dr. Alkan Üstün’ün moderatörlüğünde gerçekleştirdiği sunumunda, IPCC 2022 raporunun kent ölçeğindeki bulgularını paylaştı. Aşırı hava olayları, sıcak hava dalgaları ve sel risklerinin giderek arttığını belirten Birkmann, “Betonlaşma ve geçirimsiz yüzeylerin artması, şehirlerdeki ısı stresini kritik seviyelere çıkarıyor. Bu nedenle şehir planlarının iklim odaklı revize edilmesi gerekiyor” dedi.
Paris’te uygulanan su buharı sistemleri gibi örnek uygulamalara değinen Birkmann, şehirlerin yeşil altyapılar, enerji verimliliği ve sürdürülebilir ulaşım gibi önlemlerle iklim değişikliğine uyum sağlaması gerektiğini vurguladı. Ayrıca kent yönetimlerinin, mevcut planlarını uzun vadeli adaptasyon stratejileriyle yeniden şekillendirmesi çağrısında bulundu.