Kent Araştırmaları Enstitüsü Genel Direktörü Emir Osmanoğlu, 8. Kent Araştırmaları Kongresi’nin açılışında yaptığı konuşmada, Cumhuriyetin mekân anlayışını ve birey-devlet ilişkisini köklü biçimde dönüştürdüğünü vurguladı. Osmanoğlu, ikinci yüzyıla giren Cumhuriyetin yeni kentsel iddialarını tartışmaya açmanın zamanının geldiğini belirtti.

“Cumhuriyet Mekânı Özgürleştirdi, Bireyin Konumunu Dönüştürdü”

Konuşmasının ana temasında kent, tarih ve Cumhuriyet ilişkisine odaklanan Osmanoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“İnsan ve mekân ilişkisinin en girift göstergesi olan kent, tarih boyunca yaşadığı değişimlerin en köklüsünü Cumhuriyet fikriyle birlikte yaşamıştır. Bu karşılaşma, hem mekânsal hem toplumsal hem de bireysel açıdan ayırt edici bir nitelik taşır.

Ulus devlet süreci ile birlikte Cumhuriyet fikri, mekânın kullanımını özgürleştirici etkisiyle kamusal yapıları şekillendirdiği gibi, bireyin toplum ve devlete karşı konumunu da sarsıcı biçimde dönüştürmüştür. Bu dönüşüm, kimi zaman modern bir gereklilik olarak tek seçenek halinde sunulmuş, kimi zaman da toplumun önüne geçilemeyen arzusu olarak tarih sahnesine çıkmıştır.”

“Cumhuriyetle Birlikte Mimarlık, Yönetim ve Kentsel İlişkiler Dönüştü”

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren, mimarlık düşüncesi ve pratiklerinin, kentin planlanması ve şekillenmesinin, kentsel ilişkiler ile yönetim anlayışının köklü bir değişime uğradığını belirten Osmanoğlu, bu değişimin güzergâhlarının Cumhuriyet fikrinin etkisi ve imkânlarıyla şekillendiğini vurguladı.

“Kongre Hazırlıkları Cumhuriyetin Kentsel Bilançosunu Çıkarmaya Adandı”

Kongre hazırlık sürecine ilişkin bilgiler veren Osmanoğlu, amaçlarının Cumhuriyetin 100 yıllık kentleşme serüvenini bütün yönleriyle değerlendirmek olduğunu ifade etti:

“100 yıllık Cumhuriyet birikimini; imkân ve imkânsızlıkları, hülyası ve heyecanı, umudu ve korkusuyla birlikte ele alarak, mimarlık, planlama, kentleşme ve yerel yönetimler alanında yeniden bir vatan kurma deneyimine ilişkin bilanço çıkarmayı amaçladık.

Bilanço, doğası gereği yapılanı ve yapılmayanı bütüncül biçimde değerlendirmeyi gerektirir. Geleceğe dair tasavvurların sağlıklı biçimde inşa edilebilmesi için önce bu bilançonun çıkarılması gerekir. Ardından, Cumhuriyetin ikinci yüzyılına hazırlanmak için bu göstergelerden hareketle yeni araçlar geliştirmek gerekir.”

“Cumhuriyetin Yeni Yüzyılında Yerleşmeler Üzerine Yeni İddialar Geliştirilmeli”

Cumhuriyetin ikinci yüzyılında mekânsal planlamaya ilişkin yeni iddialar geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Osmanoğlu, şu soruyu merkeze aldı:

“‘İkinci yüzyıla girerken Cumhuriyetin yerleşmeler konusundaki yeni iddiaları neler olabilir?’ Bu sorunun, kongre boyunca her oturumda farklı açılardan tartışılmasını umuyoruz.”

Kent kavramının bütüncül bir biçimde şekillenmesinde, planlama, mimarlık, kentleşme ve yerel yönetimlerin mekânı örgütleyici işlevine dikkat çeken Osmanoğlu, şehircilikle ilgili temel kavramların yeniden haritalandırılmasının da bu dönemin bir sorumluluğu olduğunu ifade etti. “Cumhuriyet’in 2. yüzyılına girdiğimiz bu günlerde, ütopik de olsa biz yine ideal kente kavuşmak için çalışacağız.” ifadesini kullanan  Emir Osmanoğlu kongrenin gerçekleştirilmesinde katkı sunan başta Prof. Dr. İlhan Tekeli ve Prof. Dr. Metin Şenbil olmak üzere, kongreye ev sahipliği yapan TEPAV Direktörü Prof. Dr. Güven Sak’a, TOBB Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nur Çağlar’a ve TOBB Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Sarınay’a özel olarak teşekkür etti.

“Kent Bizim Çalışma Alanımız” – Mimarlık Eğitimi ve Kentsel Sorumluluklar

TOBB ETÜ Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nur Çağlar, kongrede yaptığı konuşmada mimarlık eğitiminin kentle kurduğu ilişkiye dikkat çekti. “Geçmiş yüzyılın deneyimlerinden öğrendiklerimizi ve gelecek yüzyıl üzerine hayallerimizi tartışıyoruz” diyen Çağlar, mimarlık fakültesi olarak kentleri sadece tasarım nesnesi değil, aynı zamanda çok katmanlı bir araştırma alanı olarak ele aldıklarını belirtti.

Ankara’nın tarihsel ve mekânsal olarak özel bir bağlam sunduğunu ifade eden Çağlar, “Ankara uzun süredir plansızlık, göç, rant baskısı gibi sorunlarla şekilleniyor. Ancak tüm bunlara rağmen Cumhuriyet’in kültürel ve entelektüel mirası sayesinde direniyor” dedi.

Çağlar, fakülte stüdyolarında Ankara’nın sokaklarından çeperlerine kadar kent yaşamını anlamaya çalışan çalışmalar yürüttüklerini söyledi. “Mottomuz ‘Önce zarar verme!’ Bu ilke hem tasarımlarımıza hem de eğitimimize yön veriyor” diyerek, sel, taşkın, sanayi atıkları ve kent içi kır gibi konuların da araştırma odağı olduğunu belirtti. Bu çabaların akademik birikime ve kent araştırmalarına katkı sunduğunu ifade eden Çağlar, Kent Araştırmaları Enstitüsü’ne teşekkür etti.

Deprem Gerçeği ve Bilimsel Düşünceyle Hazırlık Vurgusu

TOBB ETÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Sarınay, açılış konuşmasında 140’ın üzerinde sunumun yer aldığı kongrenin kentleşme politikaları için önemine değindi. Cumhuriyet’in 100. yılının büyük bir coşku ve gururla kutlandığını belirten Sarınay, bu mirasın iyi kavranması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

“Cumhuriyet, topyekûn bir kalkınma ve gelişme mücadelesinin ürünüdür. Bu süreci bilimsel düşünce ile anlamlandırmak ve sürdürmek üniversitelerin sorumluluğundadır.”

Sarınay, özellikle 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından afetlere karşı daha bilinçli ve hazırlıklı olunması gerektiğini belirtti. “Anadolu’nun tarihi yalnızca medeniyetler değil, aynı zamanda büyük yıkımlar tarihidir. Her seferinde yeniden ayağa kalkmayı başarmış bir millet olarak artık enerjimizi gelişmeye ve tedbire yönlendirmeliyiz” dedi.

Bu bağlamda Kent Araştırmaları Kongresi’nin bilinç oluşturma açısından önemli bir platform olduğunu vurgulayan Sarınay, geleceğe yönelik yapılaşmanın bilimsellik temelinde inşa edilmesi gerektiğini belirtti.

Kolektif Düşünceyle Şekillenecek Kent Vizyonu

Kongrenin açılışında yapılan bu üç önemli konuşma, farklı akademik perspektiflerden ortak bir noktaya işaret ediyor: Türkiye’nin kentleşme sorunları geçmişten gelen yapısal kırılmalarla şekillenmiş olsa da, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılı, orta ölçekli şehirlerin kalkınması, mimarlık eğitiminin yönlendirici rolü ve afetlere karşı hazırlıklı, bilinçli kent politikalarıyla şekillendirilebilir.

Kent Araştırmaları Kongresi, bu ortak vizyonun geliştirilmesi için bir zemin sunarken, akademi, yerel yönetimler ve kamu politikalarının buluştuğu nadir platformlardan biri olma niteliğini sürdürüyor.