Kent Araştırmaları Enstitüsü Genel Direktörü Emir Osmanoğlu, 8. Kent Araştırmaları Kongresi’nin açılışında yaptığı konuşmada, Cumhuriyetin mekân anlayışını ve birey-devlet ilişkisini köklü biçimde dönüştürdüğünü vurguladı. Osmanoğlu, ikinci yüzyıla giren Cumhuriyetin yeni kentsel iddialarını tartışmaya açmanın zamanının geldiğini belirtti.

Orta Ölçekli Şehirler Gelişimin Anahtarı Olabilir

VIII. Kent Araştırmaları Kongresi’nin düzenleyici paydaşları adına açılış konuşmacılarından biri olan Gazi Üniversitesi öğretim üyesi ve İlhan Tekeli Şehircilik ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Metin Şenbil, Türkiye’nin 100 yıllık kentleşme sürecine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin nüfusunun Cumhuriyet’in başından bu yana 7-8 kat arttığına dikkat çeken Şenbil, bu olağanüstü artışın kentler üzerinde ciddi bir kırılganlık oluşturduğunu vurguladı.

Cumhuriyet’in ilk döneminde nüfusun kırda tutulmasının planlandığını ancak bunun gerçekleşmediğini belirten Şenbil, “İdeal kent o zaman vardı, Jansen planı yapılmıştı ama bu plan Türkiye’nin hızlı nüfus artışına uygun değildi” dedi. 1950 sonrası şehirleşme dalgasının bir avantaj olduğunu belirten Şenbil, büyük şehirler büyürken Tokat, Sivas gibi kadim şehirlerin korunmuş yapılarının gelecek için büyük bir potansiyel taşıdığını söyledi.

“Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında bu nitelikteki orta ölçekli şehirleri geliştirebilecek müthiş bir potansiyel var” diyen Şenbil, bu fırsatın değerlendirilmesi için yeni yaklaşımlar, zihniyet değişimi ve ortak akla dayalı politika üretimi gerektiğinin altını çizdi.

“Kent Bizim Çalışma Alanımız” – Mimarlık Eğitimi ve Kentsel Sorumluluklar

TOBB ETÜ Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nur Çağlar, kongrede yaptığı konuşmada mimarlık eğitiminin kentle kurduğu ilişkiye dikkat çekti. “Geçmiş yüzyılın deneyimlerinden öğrendiklerimizi ve gelecek yüzyıl üzerine hayallerimizi tartışıyoruz” diyen Çağlar, mimarlık fakültesi olarak kentleri sadece tasarım nesnesi değil, aynı zamanda çok katmanlı bir araştırma alanı olarak ele aldıklarını belirtti.

Ankara’nın tarihsel ve mekânsal olarak özel bir bağlam sunduğunu ifade eden Çağlar, “Ankara uzun süredir plansızlık, göç, rant baskısı gibi sorunlarla şekilleniyor. Ancak tüm bunlara rağmen Cumhuriyet’in kültürel ve entelektüel mirası sayesinde direniyor” dedi.

Çağlar, fakülte stüdyolarında Ankara’nın sokaklarından çeperlerine kadar kent yaşamını anlamaya çalışan çalışmalar yürüttüklerini söyledi. “Mottomuz ‘Önce zarar verme!’ Bu ilke hem tasarımlarımıza hem de eğitimimize yön veriyor” diyerek, sel, taşkın, sanayi atıkları ve kent içi kır gibi konuların da araştırma odağı olduğunu belirtti. Bu çabaların akademik birikime ve kent araştırmalarına katkı sunduğunu ifade eden Çağlar, Kent Araştırmaları Enstitüsü’ne teşekkür etti.

Deprem Gerçeği ve Bilimsel Düşünceyle Hazırlık Vurgusu

TOBB ETÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Sarınay, açılış konuşmasında 140’ın üzerinde sunumun yer aldığı kongrenin kentleşme politikaları için önemine değindi. Cumhuriyet’in 100. yılının büyük bir coşku ve gururla kutlandığını belirten Sarınay, bu mirasın iyi kavranması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

“Cumhuriyet, topyekûn bir kalkınma ve gelişme mücadelesinin ürünüdür. Bu süreci bilimsel düşünce ile anlamlandırmak ve sürdürmek üniversitelerin sorumluluğundadır.”

Sarınay, özellikle 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından afetlere karşı daha bilinçli ve hazırlıklı olunması gerektiğini belirtti. “Anadolu’nun tarihi yalnızca medeniyetler değil, aynı zamanda büyük yıkımlar tarihidir. Her seferinde yeniden ayağa kalkmayı başarmış bir millet olarak artık enerjimizi gelişmeye ve tedbire yönlendirmeliyiz” dedi.

Bu bağlamda Kent Araştırmaları Kongresi’nin bilinç oluşturma açısından önemli bir platform olduğunu vurgulayan Sarınay, geleceğe yönelik yapılaşmanın bilimsellik temelinde inşa edilmesi gerektiğini belirtti.

Kolektif Düşünceyle Şekillenecek Kent Vizyonu

Kongrenin açılışında yapılan bu üç önemli konuşma, farklı akademik perspektiflerden ortak bir noktaya işaret ediyor: Türkiye’nin kentleşme sorunları geçmişten gelen yapısal kırılmalarla şekillenmiş olsa da, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılı, orta ölçekli şehirlerin kalkınması, mimarlık eğitiminin yönlendirici rolü ve afetlere karşı hazırlıklı, bilinçli kent politikalarıyla şekillendirilebilir.

Kent Araştırmaları Kongresi, bu ortak vizyonun geliştirilmesi için bir zemin sunarken, akademi, yerel yönetimler ve kamu politikalarının buluştuğu nadir platformlardan biri olma niteliğini sürdürüyor.