8. Kent Araştırmaları Kongresi’nin açılış oturumunda konuşan Prof. Dr. İlhan Tekeli, Cumhuriyet’in tarihsel iddiasını ve 100 yıllık kentleşme sürecini dört dönem üzerinden değerlendirdi. Tekeli, ikinci yüzyıla girerken Cumhuriyet’in demokratik bir zeminle yeniden inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.

“Cumhuriyet bir iddiadır”

 8.Kent Araştırmaları Kongresi’nin açılış oturumuna başkanlık eden Prof. Dr. Zafer Çelik’in moderasyonunda gerçekleşen oturumda söz alan Prof. Dr. İlhan Tekeli, konuşmasına Cumhuriyet kavramını çok yönlü bir iddia olarak tanımlayarak başladı.

Tekeli, Cumhuriyet’in birey düzeyinde tebaadan özgür yurttaşlığa geçişi; toplumsal düzeyde çöken bir imparatorluktan dayanışmacı bir ulus devlete dönüşümü; dünya düzeyinde ise saygın ve itibarlı bir devlet olma iddiasını temsil ettiğini belirtti. “Cumhuriyet, bir tören değil bir kazanım olarak halkın sahip çıktığı bir yapıdır” diyen Tekeli, 100. yıl kutlamalarında halkın coşkulu sahiplenmesinin bu iddianın sürdüğünün göstergesi olduğunu söyledi.

Cumhuriyet Tarihini Dört Dönemde Okumak

Prof. Dr. Tekeli, Türkiye’nin kentleşme ve altyapı tarihini dört temel döneme ayırarak değerlendirdi:

  1. 1923–1948: Radikal Modernite Dönemi
    Cumhuriyetin kuruluşuyla başlayan bu dönemde kentleşme, sanayileşme ve altyapı yatırımları büyük bir ideolojik ve teknik atılım şeklinde gerçekleşti. Ankara’nın başkent ilan edilmesi, demiryollarının merkezileştirilmesi bu dönemin önemli adımları arasında yer aldı.
  2. 1948–1980: Popülist Modernite Dönemi
    Çok partili hayata geçişle birlikte partilerin halk nezdinde popülist yaklaşımlar sergilediğini ifade eden Tekeli, bu dönemde kamu kurumlarının (Karayolları Genel Müdürlüğü, DSİ) kurulmasıyla birlikte kitlesel konut üretiminin ve kentleşmenin hız kazandığını belirtti.
  3. 1980–2002: Postmodern Arayışlar
    Bu dönemde modernitenin sınırlarının zorlandığını, ancak geçilen şeyin “bilinen bir postmodernite” değil, inşa edilmesi gereken bir yapı olduğunu vurgulayan Tekeli, esnek üretim, küreselleşme, bilgi toplumu ve neoliberal politikaların bu arayışları biçimlendirdiğini ifade etti.
  4. 2002–2023: Tek Parti İktidarı ve Yeni Postmodern Dönem
    Tekeli, bu dönemi farklı bir postmodern dönem olarak değerlendirdi. Cumhuriyet’in radikal modernite mirası ile siyasal İslam’ın çatıştığı bir alan olarak tanımladığı bu dönem, yeni bir rejim tartışmasının da zeminini oluşturdu.

Kentleşme, Sanayileşme ve Altyapı Süreci

Tekeli, bu dönemlendirme bağlamında Ankara’nın başkent olarak seçilmesinden sanayinin Anadolu’ya yayılmasına; köylünün işçileşme sürecinden hızlı kentleşme ve gecekondulaşmaya; karayolu ve su altyapılarının gelişiminden toplu konut uygulamalarına kadar çok sayıda kentsel politikayı örneklerle değerlendirdi.

Kentlerin gelişiminde sadece fiziksel altyapının değil, siyasal kararların, ekonomik yönelimlerin ve toplumsal değişimlerin de belirleyici olduğunu vurgulayan Tekeli, mekânsal gelişmenin asla sadece teknik bir mesele olmadığını hatırlattı.

“Yeni bir Cumhuriyet projesi için demokrasi şart”

Prof. Dr. İlhan Tekeli, konuşmasının son bölümünde Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında yeni bir iddiaya ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Bu yeni iddianın temelinde ise demokrasinin olması gerektiğini şu sözlerle dile getirdi:

“Cumhuriyet, kurucu babalarının bir proje olarak ortaya koyduğu bir yönelimdir. Bu yön, egemenliğin halka geçmesi gerekliliğiyle demokrasiye ulaşmayı zorunlu kılar. Ancak demokrasi, salt bir karar verme yöntemi haline gelir ve Cumhuriyet projesiyle uyum aramazsa çelişkiler başlar. Bu da darbeleri beraberinde getirir.”

Tekeli, Türkiye’de gerçekleşen askeri darbelerin diğer ülkelerden farklı bir karaktere sahip olduğunu, her seferinde demokrasiye dönüş niyetinin beyan edildiğini, fakat anayasada yapılan müdahalelerle Cumhuriyet’in yönünün yeniden inşa edilmeye çalışıldığını ifade etti.

“Kesintisiz bir demokrasiyi başarmalıyız”

Türkiye’nin en büyük sorununun, Cumhuriyet değerleriyle uyumlu ve kesintiye uğramayacak bir demokratik rejimi hayata geçirememesi olduğunu belirten Tekeli, varolan sorunların aşılmasının, ikinci yüzyılda yeni bir Cumhuriyet projesinin başarıyla inşa edilebilmesinin ön şartı olduğunu vurguladı.

“Yeni Cumhuriyet projesi, demokrasi üstünden kurulmak zorunda” diyerek sözlerini tamamlayan Tekeli, düşünsel derinliği yüksek bu konuşmasıyla kongrenin temel tartışma zeminine önemli bir yön verdi.