Deprem sonrası dirençliliğin sadece yapılarla değil, toplumla birlikte yeniden inşa edilmesi gerektiğine dikkat çekilen 9. Kent Araştırmaları Kongresi’nde, çok boyutlu krizlere karşı sistemsel dönüşüm çağrısı yapıldı. Üç gün süren kongrede, akademiden yerel yönetime, sivil toplumdan özel sektöre geniş bir katılım sağlanarak kentsel gelecek yeniden tartışıldı.
9. Kent Araştırmaları Kongresi, 20-22 Kasım 2024 tarihlerinde Ankara’da, Kent Araştırmaları Enstitüsü, TEPAV ve Alman İşbirliği Kurumu’nun (GIZ) işbirliği ile gerçekleştirildi. Deprem gibi afetlerin ardından kentlerin ve toplumların dirençliliğini yeniden düşünmeye çağıran kongre, üç gün boyunca zengin içerikli oturumlarla farklı disiplinlerden yüzlerce uzmanı bir araya getirdi.
Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu, Kent Araştırmaları Enstitüsü, TEPAV, TOBB ETÜ, Stuttgart Üniversitesi, İdealkent, ADAMOR, ASAM, IBC, Adıyaman Belediyesi, Hatay Büyükşehir Belediyesi ve BYS Grup iş birliğiyle düzenlenen kongrede; yerel ve merkezi yönetimler, üniversiteler, meslek odaları, STK’lar ve özel sektör temsilcilerinden oluşan çok sayıda katılımcı bir araya geldi. Kongrede iki yüzden fazla bilim insanı ve uygulayıcı, dirençli kentler üzerine bilimsel çalışmalarını, saha deneyimlerini ve çözüm önerilerini paylaştı. Kongrede öne çıkan başlıklar arasında; afetlere hazırlık, kent bilgi sistemlerinin rolü, toplumsal adalet, planlama, ekolojik krizler ve demokrasi tartışmaları yer aldı.
Depremle Yüzleşmekten Sistemi Dönüştürmeye
6 Şubat depremlerinin ardından kentleşme politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerekliliğine vurgu yapan kongre sonuç bildirgesi, sadece kriz anlarına tepki veren bir dirençlilik anlayışının yetersiz olduğunu ortaya koydu. Bildirgede, büyüme eksenli ekonomi politikalarının doğa, mekân ve toplum üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekilerek; dirençlilik kavramının sistemsel dönüşüm, toplumsal adalet, katılım, küçülme odaklı planlama ve doğayla uyumlu yaşam pratikleri ekseninde yeniden ele alınması gerektiği vurgulandı.
Kenti ve Toplumu Birlikte Yeniden Düşünmek
Bildirgede kent-kır ilişkilerinin yeniden tanımlanması, yapılı çevrenin bütüncül planlanması ve kentsel hizmetlerin kullanım değeri esas alınarak sunulması öneriliyor. Kentsel dönüşüm süreçlerinin yalnızca fiziksel yapılarla değil; toplumsal ihtiyaçlar ve kırılgan gruplar gözetilerek tasarlanması gerektiği ifade ediliyor.
Kent hakkının güvence altına alınması, bireyin karar alma süreçlerine katılımı ve toplumsal dayanışma ağlarının güçlendirilmesi, gelecekteki krizlere karşı dirençli toplumların inşasında temel ilkeler olarak öne çıkarıldı.
Bilgi, Katılım ve Planlama Dirençli Geleceğin Anahtarı
Bildirgede dirençli kent ve toplumlar için; bilimsel bilgi, yerel toplumsal veriler, planlama, veri yönetişimi ve katılımcı süreçlerin birbirini tamamlayan araçlar olarak ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Sonuç bildirgesinde afet sonrası iyileştirme kadar, krizlerin ortaya çıkmasını önleyecek yapısal değişimlerin önemi bir kez daha altı çizildi.
- Kent Araştırmaları Kongresi, çok boyutlu krizlerle başa çıkmak için kente ve topluma dair yepyeni bir düşünme biçimini önererek, yerelden küresele dönüşümün kapılarını araladı.
Sonuç bildirgesinin tamamına erişmek için internet sitesini ziyaret edebilirsiniz: https://www.kentarastirmalari.org/icus2024/sonuc-bildirgesi/